Arkitera.com Total Stone

Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
Leed E?itimi

Haberler

Daha az sancılı bir dönüşüm nasıl olur

Tarih: 12 Ocak 2010 Kaynak: Hürriyet Yazan: Eyüp Can
Doğan Hızlan pazar günü köşesinden "İstiklal Caddesi ikiye mi bölünüyor" sorusunu sorunca bu yazıyı yazmam farz oldu.

Muhsin Ertuğrul Sahnesi yıkıldı, yerine yenisi yapıldı.
AKM haklı ya da haksız korkular yüzünden yıkılamadığı-yeniden yapılamadığı için şimdilik kaderine terk edildi.
Suna Kıraç Sanat Merkezi bürokrasinin harekete geçmesini bekliyor.
Fakat Doğan Bey haklı, Beyoğlu hızla dönüşüyor.
Ve bu öylesine bir semtin dönüşümü değil, çünkü Şişli-Taksim hattı, özellikle de Beyoğlu bir semtten çok açık hava müzesi.
Yıllarca ihmal edilmiş saklı bir mücevher.

İster ticari ve kültürel yaşamın doğal akışı, ister Türk burjuvazisinin Beyoğlu'nu yeniden keşfi deyin 19. yüzyıl İstanbul'una damgasını vuran Beyoğlu, 21. yüzyılda yeniden parlıyor.

Muhteşem bir mimariye sahip metruk binaların yerini, şık mağazalar, her zevke hitap eden barlar, lokantalar, galeriler, müzik ve sanat merkezleri alıyor
.
Şişli-Süleymaniye hattında eski İstanbul yeniden doğuyor.
Fakat her dönüşüm gibi bu dönüşüm de sancılı ve çelişkili.

Geçen hafta Borusan Müzik Evi'nin açılışına katıldım.
Aslında bugün size bu dönüşümün sembollerinden biri olarak Borusan Müzik Evi'ni anlatacaktım.
Metruk bir bina ruhu ve dokusu bozulmadan nasıl modernize edilir, bir yandan genç yeteneklerin diğer yandan sanatçı ve sanatseverin hizmetine nasıl sunulur...

Açılışı Türkiye'nin ruh haline çok uygun düşen Doğu ve Batı müziği senteziyle Mercan Dede yaptı. Bir yanda kanun-ney, diğer yanda Borusan oda orkestrası.

Hepsinden önemlisi onlar harmoni içinde çalarken Meksikalı bir ressam müziğin ritmine kendisini bırakıp sahnede resimler yaptı.
Müzik resimle, geçmiş bugünle, Doğu Batı'yla devasa tuvaller üstünde dans etti.

Merak eden gitsin Borusan Müzik Evi'ni zeminden 6. kattaki muhteşem terasa kadar resim ve müzik eşliğinde dolaşsın.

Bir diğer örnek Faruk-Füsun Eczacıbaşı çiftinin Galata Kulesi'nin karşında adeta yoktan var ettikleri ‘müze-ev'.
‘Müze-ev' diyorum çünkü Eczacıbaşı çifti yıkık dökük birkaç binayı alıp adeta bir müze titizliğinde restore ederek eve dönüştürdü.
Hem de bazı arkadaşlarının "Kafayı mı yediniz, nasıl yaşayacaksınız orada" uyarısına rağmen.
Keşke haftanın belli bir günü meraklılarına açsalar evlerini.

Şimdi gelelim bu dönüşümün diğer yüzüne.
Çok sayıda örnek verebilirim fakat ben içimi sızlatan iki yeni gelişmeyi paylaşacağım.
Birincisi tarihi Markiz Pastanesi.
Geçmişi 1840'lı yıllara kadar giden Markiz Pasajı'nın içinde yer alan Markiz Pastanesi öylesine pastane diyerek geçilip gidilecek bir mekân değil.

Duvarlarındaki vitraylar, binanın ihtişamı, servisin zarafeti...
Benzerlerine ancak Viyana ya da Paris'te rastlayabileceğiniz türden bir müze-kafe.
Birkaç kez el değiştirdi.
Zaten yıllar önce Lebon'dan Markiz'e dönüşümü de sancılı olmuştu.
Fakat son hali tek kelimeyle korkunç.

O içedönük inci tanesi Markiz gitmiş yerine neon ışıklı tabelası, fast-food tarzı yemek fotoğraflarıyla ben buradayım diye bağıran Lezzet Durağı gelmiş.

1.5 liraya mercimek çorba, 2.5 liraya makarna satılan, o güzelim vitrini yemek afişleriyle kaplı bir lokanta.
Yanlış anlaşılmasın ne çorbanın 1.5 liraya satılmasına ne de bu konseptte bir lokantaya itirazım var. İstiklal Caddesi'nde bu konseptte yüzlerce mekân var.

Fakat Markiz'den bir tane var, daha doğrusu vardı, artık yok.

Gelelim bir diğer tarih cinayetine: Mudo Pera.
Geçmişi Markiz kadar eski.
Ve maalesef kaderi Markiz'le aynı.
Çünkü içindeki ahşap oymalar ve tarihi dokusuna gözü gibi bakan, o mekânı yıllardır hiçbir ticari beklenti içine girmeden işleten Mustafa Taviloğlu'nun Pera Mudo'su akıl almaz bir bilirkişi oyunuyla tahliye ediliyor.
Taviloğlu dün vitrine içi kan ağlayarak "Maalesef tahliye ediliyoruz" afişi astı.
Gerçi yargı süreci tamamen bitmiş değil ama geldiğimiz nokta Beyoğlu'nun çok acımasız ve hoyratça ilerleyen diğer yüzünü gösteriyor.
En ilginci de şu:
Markiz'i de Pera Mudo'yu da "Üç-beş kuruş fazla olsun isterse köfteci olsun" mantığıyla katleden aynı şirket. İngiltere merkezli Eastern European Property Fund.
Merak ediyorum acaba bu fonun yöneticileri benzer bir hoyratlığı Londra'da bırakın yapmayı akıllarından geçirebilirler miydi?

Dedim ya her hikâyenin en az iki yüzü var ve her dönüşüm sancılı ve çelişkili olur.
Ciddi bir mimari değer taşımamasına ve işlevini yitirmiş olmasına rağmen AKM yıkılmasın kampanyası yapanlara sesleniyorum...
Korkunuzu anlıyorum ama hiç değilse, işlevi, dokusu, ruhu ve mimari değeri olan yapılara ideolojik sebeplerle değil gerçekten değerli oldukları için sahip çıkalım.

Çıkalım ki Şişli'den Süleymaniye'ye Türkiye'nin dönüşümü daha az sancılı olsun.

YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!

25 Ocak 2010, 10:36Yazan: Aslı Özbayne yazık ki harbiye'de mimari açıdan kayda değer, çağdaş bir sanat kompleksi yapma fırsatı da kaçırıldı... kaçan kimbilir kaçıncı fırsat bu. sanal forumlarda ya da medyada çırpınan birkaç duyarlı isimle yakalanamıyor bu tür fırsatlar maalesef! oysa konu 2007'den beri tartışılıyor... (devamı)

24 Ocak 2010, 20:51Yazan: luminaKendini rakamsal büyüklüklerin büyüsüne fazlaca kaptırmış bir zihinsel ortaklık var karşımızda. Genel olarak AKP belediyelerinin yaptıkları işleri tanımlamada kullandıkları dilsel çerçeve bir "büyüklük şiddeti" çağrıştıracak rakam eşitlemelerine yaslanıyor. Örneğin, 1km değil 1000 metre gibi... (devamı)

24 Ocak 2010, 02:57Yazan: saitali köknarBu memleketin mimarlık eğitiminde bir problem var da, hadi dur. Yani bir ülkenin az sayıda önemli yapısını yapacak mimarların tasarım becerisi ve/veya mesleki ilişki kurma becerisiyle içinden seçildikleri havuzun (yaratıcı insan birikimi, creative human capital) ortalaması bu kadar mı düşük olabilir dedirtiyor bu proje bana... (devamı)

23 Ocak 2010, 12:46Yazan: Aslı ÖzbayHaberin önünü okurken, Barış Altan'ın 26 mart 2008'de eklediği ve Mimarlar Odası İstanbul Şube'nin yöneticilerinin de imzasını taşıyan provokatif bildiriyi gördüm... Ne kadar tipik bir Oda metni ve tepkisi! Ne yazık... Peki, artık bina açıldığına ve Başbakan da bu bahaneyle birsürü suçlamada bulunduğuna göre, şimdi ne yapacaklar?? Özür dileyecekler mi? Mimarlığı ve mimarları temsil görevi olan insanların, üstüste birçok kez bu tür gafları yapmaya hakları olabilir mi? Evet olur: Eğer yıllardır bu gafları yapabiliyor ve buna rağmen tekrar seçilebiliyorlarsa, başarılı sayılmalılar... (devamı)

20 Ocak 2010, 12:17Yazan: Dilek Öztürk[ATTACH=CONFIG]19667[/ATTACH] 2008 yılından beri tartışılan Kongre Vadisi'ndeki Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yapımı tamamlandı ve sonunda hizmete açıldı. Bina tamamlanıncaya kadar geçen süreç, hem sanatçılar, hem mimarlar hem de 2010 Avrupa Kültür Başkenti kaygılı İstanbul şehri için sancılı geçti... (devamı)

18 Ocak 2010, 14:32Yazan: Dilek ÖztürkBaşbakan Erdoğan, "Aradan 4 ay geçti. Şimdi de Muhsin Ertuğrul - artık sahne demiyorum - tiyatrosunu hizmete alıyoruz" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yenilenen Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin açılışını gerçekleştiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, tarihi bir ana şahit olmaktan dolayı duyduğu mutluluğu dile getirdi... (devamı)

8 Haziran 2009, 09:56Yazan: d.boranEskiden Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin olduğu yerde çalışmalar bu aşamaya geldi.

11 Eylül 2008, 13:48Yazan: Burcu KarabasDün CRR’de düzenlenen yeni dönemde Şehir Tiyatroları konulu basın toplantısında konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, bu sezondan itibaren eski YEM binasının Harbiye Sahnesi olarak kullanılacağını ve Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin ise 29 Ekim 2009’da yeniden açılacağını açıkladı... (devamı)

20 Haziran 2008, 17:31Yazan: Deniz BoranAnıtlar Kurulu'nca sit alanı olarak belirlenmesine rağmen, Hazine Müsteşarlığının ''Harbiye Kongre Vadisi''nin 2009 yılı Ekim ayında İstanbul'da yapılacak IMF Guvernörler Toplantısına yetiştirilmesini istemesi nedeniyle çalışmalara başlanmıştı.

İhalesini, Sembol İnşaat ile Taca İnşaat Ortak Girişimi'nin aldığı ve 207 milyon YTL'ye mal olacak ve 5 katı yer üstünde, 6 katı da yer altında olmak üzere 11 kattan oluşacak yeni tiyatro binası için nisan ayı ortalarında Muhsin Ertuğrul sahnesinin yıkılması ile başlayan ve geceli gündüzlü hızla devam eden çalışmalar tüm itirazlara rağmen fotoğraflardan da görüleceği üzere bugün bu aşamaya kadar geldi... (devamı)

28 Mart 2008, 10:53Yazan: Gül KeskinHer ilçeye bir tiyatro salonu ve kültür merkezi “Muhsin Ertuğrul-Üsküdar Müsahipzade-Şişhane Sahnesi Projelerinin Tanıtım Toplantısı”nda konuşan Başkan Topbaş, “İstanbul’u bir kültür ve sanat merkezine dönüştürmek için her ilçeye bir tiyatro salonu ve kültür merkezi yapıyoruz... (devamı)

Bütün yorumları forumda okuyun!
Bolon
Takvim
<<Eylül 2010>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.